yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2017 Pazartesi

11 günde tek başına gezilen 5 Kuzey Avrupa ülkesi- 1. gün Stockholm

3 yıl önce bir gezi planladım, tek başıma İsveç, Danimarka, Letonya, Estonya ve Finlandiya'yı içeren ve 11 günde tamamlanacak bir gezi. Gezi süresince instagram hesabımdan yaptığım az miktardaki paylaşımım bile ciddi merak uyandırmıştı, ancak o zamandan beri bir türlü vakit bulup da notlarımı toparlayıp bir yazı yazamadım. Yaklaşık 20 aydır (düğün hazırlıklarına girdiğimizden ve evlendiğimizden beri) yurtdışı gezisi yapmayıp, hatta gezmesi böyle yoğun geçen tatiller de yapamadığım için bari eski gezileri yazmaya başlayayım da o günleri hatırlayayım dedim.

Yalnız başıma yaptığım ikinci gezi olan bu Kuzey Avrupa turum, 2014 yılında 23 nisan-3 mayıs arasında 5 ülke ve 6 şehire gerçekleşti. Schengen vizesini ise gidiş dönüş THY uçuşu ile Stockholm'den olduğu için İsveç'ten almıştım, bir önceki schengen'im 3 ay olup, bu seferki başvuruda 6 ay verirler umuduma rağmen bana sadece 12 günlük tek girişli vize vererek umarım bir daha o ülkeden vize almak zorunda kalmam dedirtip kızdırmıştı. Schengen vizesinde Yunanistan favorim kalmaya devam ediyor.

Tatil öncesi hazırlık yaparken gideceğim ülkelerde farklı para birimleri olduğu için euro ile beraber İsveç kronu ve az miktarda Danimarka kronu da almıştım. Çok seyahatli bir gezi olacağı ve seyahat boyunca zamanım kısıtlı olacağı için önden çoğu seyahati planladım. Stockholm'den Malmö'ye tren bileti, Kopenhag-Riga-Tallinn uçuşu ve Tallinn-Helsinki feribot biletimi önceden aldım. Malmö Kopenhag arası ülke geçişi olsa da aslında sadece bir köprü geçmek olduğu ve bir çok insanın evi Malmö'de işi Kopenhag'da olması sebebiyle trene biniş öncesi bilet alınıp geçilebilecek şekilde. Ancak diğer bileti erken almasaydım fiyatı çok artacaktı. Helsinki'den Stockholm'e geçiş için de feribot mu uçak mı kararımı tek başıma fiyatların yaklaşık aynı olması o feribot çekilmez düşüncemle uçak olarak kullanıp Stockholm'e gittiğim günün akşamı telefonumla internet üstünden restoranda yemeğimi beklerken aldım. Normalde o geçiş 30 Nisan akşamına yani kuzeylilerin meşhur Walpurigs gecesine denk geliyor diye feribot güzel olabilir diye düşünmüştüm ama sonradan fikir değiştirdim, zaten sonradan farkettim ki Walpurigs'te Helsinki'de kalıp sabah Stockholm'e dönüş daha mantıklı olabilirmiş. siz bu tarihlerde oralarda olursanız 30 Nisan akşamını Helsinki'de geçirin :)

Walpurgis kıyafetleri içersinde üniversite öğrencileri

23'ünde sabah Türkiye saatiyle 8:15'te kalkacak uçak için 6 civarı havalimanına varıp o zamanlar havaalanlarındaki en çok sevdiğim yer olan prime class lounge'da yerimi alıp süper bir kahvaltı hazırlayıp kendimi uçuşa hazırladım :)

Uçuş sonrası yerel saatle 11:15 gibi Stockholm Arlanda havalimanına inişle birlikte altından nasıl kalkacağımdan emin olamadığım heyecanlı gezim başladı. Aşağıdaki fotoğraf Stockholm havalimanı tuvaletinden bu gezi için aldığım biricik The North Face çantamla ve görüntüye giren İsveçli kızla birlikte..


Havaalanından bizdeki Havataşlar gibi Flygbussarna'lar var, makinadan 120 SEK'e ( o zamanın parasıyla 13 euro, 40 TL'ye denk geliyormuş ama bir süre sonra bu ülkede hesabı bırakmak gerekiyor) biletimi alıp otobüse bindim. Otobüse girişte bileti okutup o zaman çok takdir ettiğim prizli rahat koltuklarda yerimi aldım. Bu otobüste evcil hayvan görünce şaşırmıştım ama sonradan belediye otobüslerinde bile tasmalı tasmasız boy boy köpekleri görünce şaşılacak bir şey olmadığını öğrendim. Neyse şehir merkezine ulaşım ise bu özel otobüslerle yaklaşık 20 dk sürüyor. Oradan da arkadaşımın babası Per beni alıp kalacağım eve bıraktı. Fazla vakit kaybetmeden trene atlayıp kendimi Gamla Stan'a attım. Bu arada şehir içi kısa mesafe bileti 5 binişlik 100 SEK.



Gamla Stan'ı gezerken yanında gezilen yerlerle ilgili hikayeler anlatan biriyle gezmenin orayı anlamlı kıldığını farkettim, bir önceki yıl 2013'te Belçika'yı Belçikalılarla gezmiştim, bir yazı da o geziyle ilgili yazdığım zaman detaylı anlatırım. 1986 yılında suikasta kurban giden başbakan Olof Palme'nin öldüğü binanın önünden geçerek, Stockholmlü arkadaşımın önerdiği Pastis'i(Baggensgatan caddesi 12 numara) aranırken dar sevimli sokaklarıyla Gamla Stan'da kendimi kaybettim. İsveç'te "lunch" kavramı çok önemli, aynı yemeği genelde 3'e kadar öğle yemeği menüsü adı altında daha uyguna ya da yanında yan yiyecek ve içecekle almak mümkün oluyor. Pastis'i  bulduğumda saat 3'ü geçmişti artık akşam yemeği hazırlığına girdikleri için orada yiyecek bir şey bulamadım. Gezi sonrası keşfim bu saatlerde İsveç'te yenilebilecek en güzel şey yanına yeşillik koydukları sandviçler, nehir kenarında Mazzarini(Kornhamnstorg 61) diye İtalyan tarzı sandviçleri olan bir kafede 65 krona focaccia ile  karnımı doyurdum, masa altındaki prizler sayesinde şarjımı tazeledim tekrar gezmeye hazırdım. Hava güneşli ama bol esintili, tek başına gezmenin ödülü nadir düzgün çekilmiş fotoğraf ve genelde selfieler...


Gamla Stan'dan alışveriş için olan bir çok mağaza ve pasajlar barındıran Östermalm bölgesine geze geze vardım. Burada şehre ilk vardığımda da beni çok şaşırtan her şeyin çok eski görünmesi, hatta 80'li yılların türk filmleri gibi hissetirmesi. Örnek olarak aşağıdaki fotoğraftaki bina ve yazıları verebilirim.



Östermalm'da dolaşırken arkadaşım işten çıktı ve beraber gün batımı saatlerinde bir şehir turu attık. Bu şehrin en güzel göründüğü saatler kesinlikle bu alacakaranlık zamanları. Bir şekilde daha gezinin ilk gününde bozulmaya karar veren ufak canon fotoğraf makinem beni telefona muhtaç bıraktı, o yüzden gece fotoğrafları biraz sıkıntılı :(.


Şehirdeki ufak turdan sonra yemeğimizi yemeğe bir restorana gidiyoruz, yemek lezzetli ama benim asıl bayırdığım yemek öncesi gelen sıcak ekmek ve tereyağı oldu. Ana yemeği bahşişle beraber ortalama 200 krona yedik, içme suyu her yerde ücretsiz olarak servis ediliyor.


Yemek sonrası eve dönüyoruz, asıl gezim olan bol seyahatli kısım bir gün sonra 24 nisanda başlıyor. Bavulumu arkadaşım Cam'in Stockhom'deki evinde bırakıp sırt çantamla yollara düşme günü!


2 Kasım 2011 Çarşamba

Fırında Beşamel Soslu Karnabahar

Malzemeler:
*1 adet büyük boy karnabahar
*4 çorba Kaşığı un
*3 çorba kaşığı tereyağı
*4 su bardağı süt
*2 su bardağı kaşar peyniri rendesi


Karnabaharı küçük parçalara bölüp yıkadıktan sonra, az suda haşlayın. Su kaynamaya başladıktan sonra 10-15 dk suda tutup çok yumuşamadan almak yeterli olacaktır.

Karnabaharlar haşlanırken, beşamel sosu hazırlamak için tereyağını eritin, üzerine un ekleyip pembeleşinceye kadar kavurun, sonra üzerine sütü ilave edin ve karıştırarak pişirin. Bu arada fırını 180'C'ye ayarlayın. En son krema haline gelmiş karışıma kaşar ve tuz ekleyip karıştırın.

Sonra haşlanan karnabaharları yağlanmış tepsiye dizip, üzerine tuz, karabiber ve kırmızı biber ekleyin ve beşamel sosu üzerine eşit olarak yayın, en üste de kalan kaşar rendesini dökün. Isınmış fırına üst tarafa yakın olacak şekilde koyun, kaşarlar kızarınca çıkarıp servis edin.

21 Aralık 2010 Salı

Kabak Püresi


* 2 çorba kaşığı tereyağı
* 3 çorba kaşığı un
* 3 büyük boy kabak (hafif soyulup küçük küçük doğranmış)

Önce kabaklar çok az miktarda suda haşlanır, yumuşayınca ezilir. Cezve ya da tavada tereyağı eritilip, un eklenip kavrulur ve karışım ezilmiş kabaklara ilave edilir. Üzerine bir miktar tuz konur, karıştırılır, püremiz hazırdır. (İsteyen üzerine sırayla biraz süt ve kaşar da ekleyebilir)

Annenin yaptığı dondurucuda bekleyen köfteler ve sigara börekleri kızartılıp yanına konur ve afiyetle yenir :)

Menemen

Malzemeler:
* 4-5 tane biber (tohumları çıkartılıp küçük küçük doğranmış)
*2 tane orta boy domates (ince ince dilimlenmiş)
*1 tane yumurta

Tek kişilik menemen yapmak için önce bayramdan evde kalmış, tarla ürünü karışık özellikteki sağlam biberleri çok az miktarda ayçiçek yağında kavurdum(şu aralar kırmızı dolmalık biberlerle benzer lezzet elde edilebilir). Sonra domatesleri ekleyip pişirdim. Üzerine tuz ve çırpılmış yumurta ekleyip pişmesini bekledim.

Biberler sayesinde(mevsim sebebiyle domateslerin hali malum) harika menemen yemeye hazırdı. Yapacak olanlara şimdiden afiyet olsun :)

14 Aralık 2010 Salı

Havuçlu Brokoli

Soğuk havaların hastalık dağıttığı şu günlerde vitaminli besinler en büyük ilaç :) Ben de bugün brokoli pişirdim, belki hastalığın ayak seslerini birazcık ötelemişimdir bu sayede... Hem lezzetli hem besleyici hem de sevimli şu brokoliyi insanlar neden sevmez anlamam hiç.

Malzemeler:
* 1 tane soğan (yarım halka şeklinde doğranmış)
* 1 tatlı kaşığı biber salçası
* 1 tane havuç (şekildeki gibi doğranmış)
* 1 büyük buket brokoli (tahminen 350-400 gr)
* Zeytinyağı, sıcak su, tuz, 1 tane kesme şeker

Önce soğanlar zeytinyağı ile kavrulur, sonra salça eklenerek pişirilir. Sonra havuçlar eklenip yumuşayana kadar beklenir. Temizlenip ayıklanıp doğranmış brokoliler ve bir miktar sıcak su ile tuz ve şeker eklenip brokolilerin rengi değişene kadar kısık ateşte kapağı açmadan pişirilir. Yanına pilav, et ya da tavuk gibi bir şeyler daha hazırlanıp afiyetle yenir.

15 Ekim 2010 Cuma

Patlıcanlı Pilav

 
- 3 yemek kaşığı zeytin yağı
- 1 adet patlıcan
- 1 adet domates
- 1 su bardağı pirinç
- Nane, karabiber, tuz, kaynar su
- Et suyu bulyonu
Patlıcan alacalı soyulur, küçük küçük doğranır ve tuzlu suda bekletilir. Domates de küçük küçük doğranır ve yağla beraber kavrulur. Üzerine nane ve karabiber eklenir. Domatesler biraz pişince, patlıcanların suyu sıkılıp tencereye katılır. Patlıcanların da rengi değişince yıkanmış pirinç ve üstüne yeteri kadar(pilavin üstünü 1 parmak geçecek kadar) su eklenir, bir de varsa et suyu ya da tavuk suyu bulyonlardan katılabilir. Orta ateşte kendi haline bırakılır. Pirinç pişince yemeye hazırdır :)

22 Temmuz 2010 Perşembe

Patlıcanlı Patates

Ev yemeği özlemine üç gün dayanabildim, ve sonunda kendimi mutfağa attım. Portakal ağacı'ndan yardım alarak önceden yurtta yaptığımdan daha başarılı bir yemek yaptım. Yanına geçen gün yaptığım pilavımı koydum ve sonunda lezzetli, sağlıklı, sulu yemekle doydum. İşte tabağına göre 1,5-2 tabak çıkacak yemek...

Malzemeler:
* 3 küçük boy patlıcan (küp küp doğranmış)
* 1 küçük soğan (yarım halka şeklinde kesilmiş)
* 3 minik diş sarımsak
* 4 yeşil biber (tohumları çıkıp, ince ince doğranmış)
* 1 orta boy patates(küp küp doğranmış)
* 3 küçük boy domates(soyulmuş, minik minik doğanmış)

Önce patlıcanları içine su ve tuz koyduğum bir kaba aldım. Burada patlıcan renkli bir su verecek böylece acılığı gidecek :)

Sonra soğanı, sarımsakları , biberleri yaklaşık 3 çorba kaşığı sıvı yağla beraber tencereye koyarak kavurdum. Soğanlar şekil değiştirince patatesleri de ekleyip biraz daha kavurdum. Üzerine domatesleri ekledim.

Daha sonra birkaç kez sudan geçirdiğim patlıcanları, suyunu sıkıp tencereye ekledim (henüz yemeğin rengi kararıp solmadan bir fotoğraf çekeyim dedim), tekrar biraz kavurdum.

Üzerine de sebzeleri biraz kapatacak kadar su ekledim. Kaynayınca kısık ateşe aldım ve patatesler yumuşayana kadar, kapağını kapattığım tencereyi kendi haline bıraktım. En son tuz ekledim ve afiyetle yedim :)

25 Şubat 2010 Perşembe

Sebzeli Tortiglioni

Bu gün evde hazır yemek yoktu, dışarıdan bir şey yiyesim de gelmedi. Aklıma evde Barilla'nın tortiglioni makarnası olduğu geldi, internette biraz araştırdım ama çoğunlukla patlıcanlı, mantarlı ve kıymalı soslar yapmışlar bunların üçü de evde yok bari paketin arkasındaki tariften esinleneyim dedim. Gerçi onda da kıyma vardı ben kıymasızını yaptım. Görünüşü çok ilginç olmadı ama gene de bir fotoğraf koyayım dedim :)

Malzemeler
300 gr Barilla Tortiglioni, 1 domates (güzel domates varsa 2 de olabilir, o zaman domatesle beraber su eklemezsiniz), 1 havuç, 1 orta boy soğan, 1 sap kereviz, tavuk suyu bulyon, 2 kaşık tereyağı, tuz ve karabiber

İnce kıyılmış havuç, kereviz sapı ve soğanı tereyağı ile birlikte üzerine biraz su koyarak havuçlar pişene kadar pişirin. Sonra rendelenmiş domatesi, tavuk suyunu ekleyip üzerine çok az su koyun kapağı kapalı olarak domatesler pişene kadar pişirin ve üstüne tuz ile karabiber ekleyin. Son olarak sosu önceden pişirip süzdüğünüz makarna ile karıştırıp servis edin

Afiyet olsun :)

9 Eylül 2008 Salı

Kremalı Somon

yaklaşık 1 ,5 ay önce yaptığımız yemek tarifi, balıktan mı köriden mi yoksa kremadan mı bilmiyorum ama fırında pişmiş olarak yediğim en güzel somondu.

# 1 kg. somon
# 3 tane patates
# 1 büyük soğan
# 1 çay kaşığı köri
# 1çay kaşığı toz biber
# 1 tatlı kaşığı tuz
# 1/2 bardak sıvı krema
# Maydonoz, karabiber

# Patatesleri yarım halka, soğanlarıda piyazlık doğranır.
# Kremanın içine baharatları koyarak karıştırılır.
# Patates, maydanoz ve soğanlar karıştırılıp tepsiye yayılır, üzerine balıklar derileri üstte kalacak şekilde konur.
# Krema balıkların üzerine gezdirilip 200° de 1 saat fırınlanır.

yardım aldığım site için

6 Eylül 2008 Cumartesi

Kuşbaşı Etli Enginar


Bugün yerel kasabımızdan aldığımız yağsız kuşbaşı etleri ne yapalım derken, bir kaç gün önce aldığımız enginarlar geldi aklıma ve internetten bulduğum tarifi biraz değiştirdim.

Malzemeler

6 adet enginar
****1 adet limon suyu** enginarım konserveydi kullanmadım
1 yemek kaşığı sıvıyağı
200 gram yağsız kuşbaşı et
2 adet orta boy kuru soğan
1 adet orta boy domates
4 adet sivri biber
*1 adet patates
*1 adet havuç**********garnitür halinde
*6 yemek kaşığı dondurulmuş bezelye
1 avuç maydanoz
1 tutam tuz
1 tutam karabiber

Yapılışı

Temizlenmiş enginarları limonlu suda haşlayın. Ayrı bir tencerede kuşbaşı eti üzerine biraz su ilave ederek orta ateşte pişirin. Suyunu çekince yemeklik doğradığınız soğanı 1 yemek kaşığı sıvı yağ ile birlikte orta ateşte pembeleşinceye kadar pişirin. Küp küp doğranmış patates, havuç, sivri biber, domates ve bezelyeyi tencereyi karıştırarak sırayla ilave edin. 2 su bardağı kaynamış suyu, tuz ve karabiberi ilave edip pişirin. Garnitürünü hazırlamış oldunuz. Haşladığınız enginarları bir fırın kabına alın pişirdiğiniz garnitürü enginarların üzerine yerleştirin. Fırında 15–20 dakika pişirip maydanozla süsleyin. Sıcak olarak servis yapın.

14 Temmuz 2008 Pazartesi

Kremalı makarna tarifleri

http://midefesati.blogspot.com/2005/11/keyifli-ve-abuk-kremal-makarna.html

500 gr Barilla La Collezione deniz kabuğu makarna, 10 adet kültür mantarı -pek ince kıyılmış, 10-12 adet ufak parçalara didiklenmiş pastırma, 1 küçük boy konserve tatlı mısır, 7-8 yaprak taze fesleğen, 1 kutu hazır krema, 2 diş sarımsak (rende değil, ince kıyılmış), zeytinyağı, pulbiber, sumak, tuz, karabiber ve arzuya göre diğer baharatlar...

İlk once makarnayı haslayın. Haslandıktan sonra süzgec yardımıyla makarnayı süzün ve suyla yıkayın. Daha sonra aynı tencerenin içine kremayı dökün. Kaynamaya basladıgı zaman ince ince kıyılmış maydanozu dökün ve karıştırın. Daha sonra zeytinleri dökün(zeytinleri cekirdeklerinden ayırın ve dilimler halinde kesin.). Krema zeytinlerin karısmasından dolayı hafif morumsu bir renk alır. Bu rengi aldıktan sonra tuzunu koyun. Makarnaları tencereye bocalayın. Ddaha sonra hafif ateste makarnayı karıstırın.
_____________________________________
http://yemek.wordpress.com/2008/01/14/ispanakli-kremali-makarna/
500 gr düdük makarnasi, 400 ml sivi krema, 3 parca dondurulmus ispanak, 1 yemek kasigi nisasta, 3 - 4 kasik kasar rendesi, tuz, karabiber, pul biber
_____________________________________
http://www.misssgibi.com/?p=56
1/2 paket makarna, 100 gr. krema, 1/2 paket kremalı sebze çorbası, 1 çay bardağı su, 3-4 diş sarımsak, 1 demet maydanoz, tuz, karabiber, et su tablet, 2 yemek kaşığı zeytinyağ, Parmesan veya kaşar istendiği kadar
Hazırlanışı:
1- Makarnayı istediğiniz şekilde haşlayın. Ben yukarıdaki makarnayı su kaynadıktan sonra 9 dakika haşladım.
2- Makarnayı süzüyoruz. Bir tavsiye ben makarna suyuyla çorba yapıyorum. hem besleyici değeri yüksek hem de lezzetli.
3- Tencerenin içine zeytinyağ ve sarımsakları doğrayıp yağda çeviriyoruz. içine krema, et suyu tableti, tuz ve karabiber ekliyoruz. Üzerine bir çay bardağı su ve kremalı sebze çorbası tozunu ilave edip bir taşım kaynattıktan sonra makarnayı sosa döküp karıştırıyoruz.
4- Maydanozları ince ince doğrayıp tencereye ekliyoruz. Karıştırıyoruz. Servis ederken üstüne parmesan koyuyoruz.

Afiyet olsun.