7 Kasım 2009 Cumartesi

The Proposal


Sandra Bullock'lu romantik komedi, klişe dolu ama güzel :)

Peşine 20 dk'sından sonra uyuduğum Bruce Willis'in Surrogates filmi izlenmeye çalışılır :D

6 Kasım 2009 Cuma

Public Enemies


Vizyona girdiğinden beri izlemek isteyip izleyemediğim popüler başrolünde Johnny Depp olan, ama benim izlemek isteme sebebim Cristian Bale'nin oynaması olan film....

Gerçi filmi izleten Johnny Depp'in müthiş oyunculuğu oldu, Bale sönüktü. Zaten "The Machinist"ten sonra gittikçe daha az beğendim adamın oynadığı filmleri, ki "The Dark Knight" da bunlara dahil.


****spoiler****
Banka soyup soydukları para bitene kadar gezip tozan, bitince gene banka soyan lüks içinde yaşayıp kötü şekilde yok olan bir grubun "soysuzlar çetesi"nin hikayesi
****

5 Kasım 2009 Perşembe

Çeşitli

Baktım ki bloga yazı yazasım gelmiyor hiç, aklıma geleni facebook'ta iletilere ya da notlar bölümüne yazıyorum ya da bazen internetsizsem kağıda....

Şimdi bari fb ve ff 'den daha kalıcı olsun diye buraya toparlayayım ordakileri dedim...

23 Ekim'de Yılmaz Özdil'in yazısıyla Mümtaz'er Türköne 21 Ekim Akşam gazetesindeki röportajda "'Osmanlı gibi büyük düşünülmesini öneriyorum. Yani Apo'ya paşa rütbesi verilebilir. Osmanlı mantığıyla yaklaşırsanız, Bodrum Türkbükü'ne gönderilmesini öneriyorum'" dediğini öğrenmişim..!

24 Ekim günü 25 ve 26 Ekim'de doğan arkadaşlarımızın doğum günlerini kutlamışız, 25 Ekim'de "Mobile and Personal Communication Systems" dersinin projesi için öneri yazısı hazırlamışız... 27 Ekim kardeşimin doğumgünü için sabah uzaktan mesajla akşam da konuşarak kutlamışım, ne çok doğan var bu aralar :)

Sonra havaların 28-29  dereceye ulaştığı haftasonundan sonra havaların soğumasıyla beraber domuz gribi vakaları artmaya başladı, hatta hangi gündü hatırlamıyorum gazetenin çoğu domuz gribiyle dolu olup yeter artık dedirtti. Sonra bir yazı gördüm C vitamini ve sık sık el yıkamayla 5 yıldır grip olmuyorum diye, ne güzel dedim, yazının tamamı burda...

29 Ekim Cumhuriyetimizin kuruluş kutlamaları tüm Türkiye'de... Belki en yoğununun yaşandığı İstanbul'dayım, ama biraz da grip korkusundan olsa gerek evde camdan bando seslerini dinlemekle ve televizyondan izlemekle sınırlı kalıyor. Böyle olunca da bu sene o coşkuya pek kapılamıyorum, seneye fener alayına katılmak, bir ağızdan marşlar söylemek ve boğazdaki havai fişek gösterilerini izlemek üzere diyorum...

30 Ekim'de bu sene 20.si düzenlenen Efes Pilsen Blues Festival'e gidiyorum ilk kez, sırasıyla Ray Schinnery, Terry Evans and Band, Shemekia Copeland çıkıyor. Tek ilginç gelen insanların başta umursamaması ve konsere yemek yemeye gelmiş gibi dışardaki standlarda durup sandviçlerden yemeleriyle konsere geç teşrif etmeleriydi. Festivalse güzeldi ama inanılmaz, gene gitmeliyim, keşke bitmese duygularını getirmedi bana. Nedense çok umutlu gittiğim konserler genelde böyle oluyor, yanılmıyorsam üç yıl önce gittiğim Goran Bregoviç konseri de aynı hisleri vermişti... 31 Ekim'de de asıl günü 2 Kasım olan doğum gününü kutlamak üzere solistli, dansözlü  bir fasıla gittik, baya eğlendik iyi ki doğum günlerini kutluyoruz dedirtti bu peşpeşe doğum günleri :).. Ayrıca 31 Ekim'in cadılar bayramı olması sebebiyle, o günden sonra değişik ülkelerden cadılar bayramı fotoğrafları (geçen seneki kadar yoğun olmasa da) albüm albüm paylaşıldı fb'ta...

Back to reality....

Şu günlerde en popüler konulardan biri de GDO yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar... Bu konuda yazılan Melih Aşık, Yılmaz Özdil yazıları... Gerçi bugünkü gazetelerde tarım bakanının açıklamaları çıkan yasanın halkı korumak için olduğu yönündeydi, göreceğiz...

Sanıyorum ki Türk milletine yılbaşı hediyesi olarak doğalgaza %70 zam yapılması düşünülmüş, o kadar olmasa da yeni zamları göreceğimizi hissedebiliyoruz kış gelirken...

Dün beğendiğim bazı yazılar da şöyle 

Güneri Cıvaoğlu'ndan... Domuz gribine karşı “3 emir”

1- Catch it (Virüsü yakala) Hapşırırken ya da burun temizlerken, kâğıt peçete dar açılı kullanılacak ve hemen kapatılacak. Böylece virüs yakalanmış oluyor.
2-Beat it (Kâğıdı buruşturuyorsunuz ve virüsü yeniyorsunuz.)
3- Kill it (Çöp kutusuna atarak onu öldür.) Havlu değil, kâğıt mendil kullanmak çok önemli.
El yıkadıktan sonra da öyle.

GD O ve diğerleri

Güncel seçme konulardan

Günü Burak Kut ile Britney Spears'ın geri dönüşünü simgeleyen klip'le bitirdik dün ben de yazıyı bitireyim öyle...

28 Ekim 2009 Çarşamba

He is just not that into you

Dedenin kandırmacası nedeniyle anadolu yakasına, evime, odama dönemeyince bir teyzeden diğerine gidip film izlemeye karar verdim, film olarak da bir kaç gün önce okulda muhabbeti
geçen bu film izlenmeye karar verildi.... Başlangıcındaki sahneleri facebook paylaşımı olarak izlemiş olduğumu farkedip izlemeye devam ettim, gerçi uyuyakalınca ikinci saati bir gün gecikmeli izledim ama olsun bu filmin kötülüğünden değil benim yorgunluğumdan kaynaklanıyor :) Güzel eğlenceli yer yer kimine
göre eğitici :p bir film olsa da benim favori
romantik komedilerime girmedi, eğlenceli vakit geçirmek için izlersin eğlenirsin biter :) Ünlü (ve güzel ) oyuncuları vardır, ekip kalabalıktır favori olmayıp beğenilme noktasında olması bun sebepten kaynaklanmış olabilir...
Üzerinden 10 günden fazla geçip yazınca bu kadar oluyor :)
Film fotoğraflarını karıştırınca nedense
Scarlett-Bradley ikilisininkiler ağır bastı be de onları koydum :) Benim başrollerim onlar :p





Filmin mutlu son başrolleri Alex ve Gigi karakterleri...

19 Ekim 2009 Pazartesi

Son zamanlar

Özellikle şu son bir kaç gündür özellikle okuduklarımın etkisiyle biraz genel durum sorgulamasına girdim. Neresinden başlasam derken birden aklıma az önce her açtırdığı mavi kutuda çığlık çığlığa bağırarak kanal değiştirmeye yol açan ilginç tavırlı sarışın kızın yarıştığı Var Mısın Yok Musun? geldi, hep diyordum birileri az para kazanınca niye üzülüyorsunuz ya da çok para kazanınca niye seviniyorsunuz. Tamam üzücü hikayeleri var ama çevremizde (özellikle son yıllarda artan bir şekilde) üzücü hikayelerle dolu değil mi? Bana televizyondaki her şey yalan gibi geliyor belki orada rol yapıyorlar nereden bileceğiz, birebir görüp konuşma lüksüne mi sahibiz ya da yardım edebilmeye... Televizyondakine üzülen insanlar komşusu aç mı akrabaları sıkıntıda mı biliyorlar mı acaba? Tamam ben de uzun zamandır bir çok yakınımı ihmal ettiğimi düşünüyorum neden bilmiyorum arayasım gelmiyor konuşasım gelmiyor nasıl olsa elimden bir şey gelmeyecek alt düşüncesi beni engellemekte başarılı gibi duruyor... İşte böyle suçu da attım rahatladım, gerçi yazacaklarımı gene unuttum bu kadarı kaldı...

Diğer taraftan yapılabilecek bir sürü şey dururken oturup facebook'ta FarmVille ya da RestaurantCity oynuyorum, bu da Var Mısın Yok Musun izlemek gibi hem (sanki çok bolmuş gibi olan) vaktim geçiyor hem de orada sanal olarak kazandığım başarı beni mutlu ediyor, aynı Var Mısın Yok Musun'da para kazanana sevindiğimiz gibi... Böyle basit mutluluk olarak sandıklarımız farkına varmadan bir şeyleri sona ya da insanları depresyona sürüklüyor.

Neyse küçük bir mutluluk da power turk'ün sitesindeki 90'lar linki oldu benim için. Buradan küçüklüğümüzün komik sözlü şarkılarından dinledik eğlendik...

bum bum bum daldan hop dala uçtum sonunda bir dala kondum nedir bu daldaki durum ooo ooo...okayi yomaşita kombambaa kombambaa.... aklımdaysa ucuz bilet buldukça atlayıp uçağa nereye gidiyorsa oraya gitmek 1-2 günlüğüne de olsa...