20 Eylül 2010 Pazartesi

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz

Aziz Nesin'in yazdığı harika eser, Yaşar Yaşamaz adlı vatandaşın iki kez nüfus kayıtlarına göre şehit görünmesi nedeniyle başına gelenleri anlatıyor. Bürokrasi karşısında hep ezilen Yaşar'ın askere gitmesi gerektiğinde canlı, evlenmesi gerektiğinde ölü, devlete para vermesi gerektiğinde canlı, babasından kalan mirası alması gerektiğinde ölü olması gibi bir çok karamizah örneğini barındıyor eser.Aziz Nesin'in ilk olarak radyo oyunu olarak yazdığı eser, sonradan sahne oyunu, sinema filmi(1974,2008), çizgi roman, televizyon filmi ve roman(1977) olarak uyarlanmış.2 saat 45 dakika süren 2 perdelik oyun hem eser hem de oyuncuların sayesinde hiç sıkmadan hem eğlenceli hem de düşündürücü vakit geçirtiyor izleyiciye. Ben oyunu 16 Eylül akşamı Harbiye Açık Hava'da Şehir Tiyatroları Yaz Oyunları gösteriminde izledim. Kış döneminde yer bulmanın zor olduğu Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ile Lüküs Hayat'ı hem de Açık Hava'da izlemek çok güzel oldu, internete girmeye vakit bulamadığımdan erken yazıp reklamını yapamadım; ancak seneye İstanbul'da olanların bu etkinliği kaçırmaması gerektiğini şimdiden söyleyeyim :)

14 Eylül 2010 Salı

Gelecekten Bir Gün (2009)

Fantastik komedide, hayatı tamamıyla berbat giden bir adam dibe batınca intihar eder ve meleklerin yanına gelir. Meleklerin ona gelecekte bir gün yaşama şansını vermesiyle kendini evli, mutlu, çocuklu ve zengin bir halde bulur. Bu bir günün sonunda intihar ettiğine pişman olup ona tekrar hayata dönme şansını elde eder ve hayatı birden gelecektekine doğru olumlu yönde değişir. Filmde Rasim Öztekin ile Arda Kural melek rolünde, Hayrettin Karaoğuz şanslı-şansız adam, Hande Subaşı gelecekteki eşi, Neco ise gelecekteki kayınpederini oynuyor.

Evde otururken keyifli vakit geçirmek için ailecek oturup izlenecek güzel bir film. Konusu 1946 yapımı "It's a Wonderful Life" adlı filmden araklamaymış onu izlemesi kesin daha keyiflidir.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Çok Filim Hareketler Bunlar (2010)

Yılmaz Erdoğan'ın öğrencileri BKM Mutfak oyuncularının çok tutan tiyatro-tv programı projesinin bir sonraki atağı olan filmi hiç niyetim olmadığı halde izledim. Başlarda biraz güldüysem de, önceden facebook'ta dolaşan filmdeki skeçlerden birinin videosu filmdeki baştan sona sıkılmadan izlediğim tek bölüm oldu. Böyle başarısız bir filme Yılmaz Erdoğan nasıl onay vermiş şaşırdım, herhalde sadece yeğeninin parçalarına baktı ona göre karar verdi.

Skeçlerin hemen hemen hepsinde espriler salaklık ve cinsellik üzerine dönüyor, uzaktıkça uzatıyorlar. Boş vakti olan bile vaktini başka türlü değerlendirsin, bu film ara ara güldürse de çoğunlukla sıkıyor. Neredeyse tv'daki saçmasapan programlar buna tercih edilir. Recep İvedik serisini eleştirenler bir de buna baksın, onda en azından sıkılmıyorsun.

12 Eylül 2010 Pazar

Speaking of the Devil (1991)















Dsmart'ın Digiturk gibi kendi sinema kanalları var, bunlardaki filmleri kim neye göre seçiyor bilmiyorum, ama çoğunlukla güzel filmler seçiyorlar. Geçen günlerde izlediğim Le Herisson da bu güzel filmlerden biriydi. Ancak geçen akşam bir filme rastladım ki ne film, ne yönetmeni, ne de güzel oyuncusu Carol Alt herhangi bir ödül almış, nereden bulup da koymuşlar çok şaşırdım. Böyle olsa da film oturup sonuna kadar izlenebiliyor.

Konusu ise çok iyi bir adam olan taksi şöforünü doğru yoldan saptırmak için şeytan çok güzel bir kadını görevlendirir. Kadını önlemek için ise erkek bir melek gönderilir ve olaylar gelişir...

10 Eylül 2010 Cuma

I Kina Spiser De Hunde (1999)

Hassas ve ince ruhlu küçük kardeşin bankayı soyulmaktan kurtarıp, sonradan soyulacak parayla tüp bebek sahibi olacaklarını söyleyen kadını dinleyip ona bu parayı bulma sözü vermesiyle film başlar. Çözüm bulması için restoran sahibi, ırkçı ve her türlü suça bulaşmaya meyilli abisine gider, böylece banka soyup kadına para vermeye karar verirler.

Danimarka'da geçen filmde, Sırp ve Amerikalılar da yer alıyor. Filmde olan olaylara bakıp nasıl olup da hiç polis olmaması şaşırtıyor. The Big Lebowski tarzı filmleri sevenlerin keyif alacağı bir film.