2009 İstanbul film festivalinde gösterileceğini uçak dergilerinden birinde okuyup bunu izlemeliyim demiştim, ama neyini merak edip de böyle düşündüm hiç hatırlamıyorum. Bir cambaz, kafayı takmış yüksek binalar arası yürüyeceğim diye, çeşitli denemeler fln sonra gözünü Amerika'nın artık olmayan ikiz kulelerine dikiyor, böyle konulu bir belgesel film... Bana düşündürdüğü ise bu kadar net hedef belirleyip onun üstüne nasıl gidiyor insanlar, nasıl siyah ve beyaz diye ayırıyorlar grileri yok peki ben niye gri tonlarında takılıp kalmışım!? Belki bana böyle düşündürdüğü ve cambazın arkadaşlarını mutsuz ettiği için sevemedim filmi...
18 Ekim 2009 Pazar
11 Ekim 2009 Pazar
La comunidad
2000 yapımı İspanyol filmi, türkçe adıyla Halkımız Avanta Peşinde... 3-5 sene önce izlediğimi tahmin ediyorum bu akşam televizyonda tekrar görünce hatırladım, arada sıkan bir havası var, ama yönetmeni The Oxford Murders'ın yönetmeni Álex de la Iglesia. Başrol oyuncusu Carmen Maura'nın yüzü tanıdık geliyor ama hangi filmden bilemedim. Filmin konusu ise bir bavul dolusu paranın peşinde koşturan apartman sakinlerinin başına gelenler. Sonda açgözlülüğün cezasını çekiyorlardı sanırım :)
21 Eylül 2009 Pazartesi
Ramazan bitti bayram ettik
Cumadan memleket Trabzon'a gitmek üzere yola çıkılır, geniş ama çoğu yerde sahili mahvetmiş projenin mahsulü yollardan hızlı hızlı geçilir, Ünye'de ise bir araç konvoyu, çünkü izin vermemişler projeye. Tamam sahil yolu projesi pek çok yerde mahvetti sahili, kumsalı, ağaçları, Ünye çok şirin duruyor minik yoluyla ama zaten sahilinin bir farkı yok ki yol yapılan yerlerden, bence Ünye'li önlemekle o kadar da doğru yapmamış, şimdi de araba egsozuyla doluyor. Sonra 13 yılın geçtiği Giresun'a gelinir çocukluğumun Arif Kumaş plajı da gitmiştir, denize sıfır Polisevi de. Bir de upuzun Tirebolu tünellerinden geçtik uzun olanı 2,15 km'ydi, hemen peşine kısa bir tane 650 metrelik... Trafiğin de yardımıyla 5 saatte Trabzon'a varıldı...
Merak edenler için amcam gittikçe iyiye gidiyor ama ancak bir yılda normale dönermiş...
Dönüş yolu ise bol yağmurluydu ama kazasız belasız döndük çok şükür. Gerçi pek çok hayvana araba çarpmıştı yollarda her seferinde rastladığımız gibi, hatta bu sefer kedi-köpeğe ek sincap da gördük, nasıl önlenebilir bilmiyorum ama en azından bunu da paylaşayım dedim.
Son olarak özellikle bayramı yollarda geçireceklere kazasız belasız mutlu bayramlar dilerim.
13 Eylül 2009 Pazar
Yazılamamışlar
Ne zamandır karasineklerin nasıl ölümsüz olduğunu yazacaktım, üstüne sineklikle vursan bile bir süre sonra kanatını bacağını toparlayıp kalıyorlardı, yazamadım. Cumayı cumartesiye bağlayan gece izlediğim ilginç mizah anlayışlı Bulgar filmi Zift'i ve imdb'de nasıl o kadar yüksek not aldığını anlamadığım amatör çekim gibi duran Rachel Getting Married'i de bir türlü yazamadım.
Zaten bunlar önemsiz eften püften konular ama gerçeklerin bunaltıcılığı da ayrı mesele, gündem hep üzücü hep can sıkıcı gelecekten umudu yitirmeye yönelik gidiyor. Yazının buraya bağlanma sebebi de 5dk'lık yürüme mesafesine yağmur var diye arabayla gidip iki kızıyla sele kapılıp birini kaybeden annenin öyküsü. Diğer tarafta yağmurdan korunmak için minibüse binip sel sularında boğulan kadınlar ve peşpeşe çıkan diğer ölüm haberleri... Her şey iyi giderken birden hayatın tepetaklak olması ya da ardı sıra gelen felaketler. İhmalkarlıklar, doğanın intikamını alması ve suçun doğaya atılmasıyla gelmeyen istifalar....
Neyse pazar akşamları olan geniş aile dizisi biraz kafa dağıtmaya mutlu olmaya yardımcı oluyor, iyi seyirler...
12 Eylül 2009 Cumartesi
Tiramisu
Sonunda gerçek tiramisuya bir adım yaklaştım :) Mascarponemiz yoktu, labneyle idare etmek zorunda kaldım ama italyanca adı savoiardi, ingilizcesi ladyfingers olan bisküvi sayesinde hazır kekten kurtularak tiramisumu yaptım. Bu bisküvilerden esinlenilerek pastanelerde ve bazı fırınlarda kedidili bisküvisi satılıyor ama kedidili daha kekimsi bu hazır satılanlarsa üstü şekerli kıtır bisküvi şeklinde oluyor.
Kreması için;
- 1/2 lt süt
- 2 çay bardağı şeker
- 2 çorba kaşığı un
- 1 kutu labne peyniri
Bisküvileri ıslatmak için;
- 1 bardak (250ml ve üstü) sıcak su
- 1 çorba kaşığı süt
- 1 çorba kaşığı toz şeker
- 1,5 çorba kaşığı nescafe tozu
Süslemek için kakao tozu
Önce süt, şeker ve un bir tencereye konarak kısık ateşte kaynayıncaya kadar pişirilir, kaynayınca labne eklenerek biraz daha pişirilir. Kremamız hazırdır.
Sonra 20cm'lik kare borcama önce kremanın 3te 1i sonra bisküviler konur ve bisküviler üstüne sıvı karışımın yarısı dökülerek ıslatılır. Aynı şekilde bir kat krema, bir kat bisküvi konup ıslatılır. En üst kata da kalan krema dökülür ve üstü kakao ile süslenir. Buzdolabında soğutuluduktan sonra yemek için hazırdır.
Bu şekilde yapılan tiramisu 3 gün tazeliğini koruyor, 4. güne eski tadı kalmadı. Bir de yumurtalı tarifler var sanırım onlar daha az dayanır.
Not: yukarıdaki fotoğrafı tıklayıp büyütürseniz kekin en ince ayrıntısına kadar görebilirsiniz ;)
Not: yukarıdaki fotoğrafı tıklayıp büyütürseniz kekin en ince ayrıntısına kadar görebilirsiniz ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)