10 Eylül 2010 Cuma

The Lady Vanishes (1938)

Önce hava şartları nedeniyle Balkanlar'da bir otelde kalmak zorunda kalan çoğunluğu İngiliz tren yolcularının oteldeki durumlarının komikliğiyle gülümsetiyor film. Asıl olay ise yolcuğuna devam etmek üzere trene bindikten sonra, genç kadına eşlik eden yaşlı kadının ortadan kaybolması ve başlangıçta onu tanıyan herkesin kadını görmediğini söylemesiyle başlıyor.

Genellikle Hitchcock filmlerinden pek hazetmesem de bunu izlerken eğlendim, ama gene de izledim ne oldu daha güzel görüntüleri olan başka film izleyip daha güzel vakit geçirebilirdim. Olsun Hitchcock hayranı kardeşi mutlu ettik ve onunla izleyince bazı Hitchcock incelikleri öğrendik :)

9 Eylül 2010 Perşembe

Le Hérisson (2009)

Lüks bir apartmanda oturan 10'lu yaşlarda, kafasına ölüme takmış, zeki ve yetenekli (ispirtolu kalemle harika çizimler yapan) bir kız çocuğu(Paloma), 50'li yaşlarda süper lüks (evinde sinema odası, tuvaletinde oturunca mozart çalan klozeti olan) bir daireye sahip bir Japon(Kakuro Ozu) ve apartmanın 54 yaşındaki bakımsız, kitap kurdu, temiz yürekli, iyi insan ve 15 yıldır dul olan kapıcısı kadın(Renée Michel) arasında geçen sakin gündelik olayları anlatan film, Muriel Barbery'nin çok satan romanından uyarlama.Orjinal adı Kirpi anlamına gelen film, vizyonda "Yaşamaya Değer" diye adlandırılmış. Bu kadar sakin olan filmin çarpıcı bir sonu var ve gerçekten yaşamaya değer olduğunu farkettiriyor küçük kıza ve izleyiciye.
Sade, sakin, insancıl, duygusal, dinlendirici bir film izlemek isteyen isteyenlere şiddetle tavsiye edilir, hatta şömine ya da soba başında, yanında bir fincan sıcak çikolatayla alınacak keyfi artırmak mümkün.

7 Eylül 2010 Salı

Nanny McPhee and the Big Bang (2010)

2005'te çekilen ilk filmin bu devam filmi, ilkinden bağımsız sadece konu aynı. Sorunlu çocuklara bir dadı Nanny McPhee (küçük c büyük p ile) gelir ve yaramaz laf dinlemez çocukları uyumlu hale getirmeye çalışır. "Nanny McPhee çocuklar onu istemediği ama ona ihtiyaç duyduğunda kalır, kalmasını istediği ama ihtiyaçları kalmadığında gider."
İlki Christianna Brand'in yazdığı kitaptan Emma Thompson tarafından senaryolaştırmışken, bunda Emma Thompson'ın yazdığı yeni bir hikaye var. Kendisi aynı zamanda dadıyı oynuyor.
Tüm oyunculuklar inanılmaz keyifli. Anne rolündeki Maggie Gyllenhaal Dark Knight'tan, büyük oğlu Asa Butterfield The Boy in the Striped Pajamas'dan tanıdık, acaip tatlı küçük oğul Oscar Steer'inse ilk filmi.
Acaip eğlenceli bu yeni film güzel vakit geçirmek ve çocuklar gibi gülmek istendiğinde izlemek için birebir.Ayrıca, film biterken yüzde şapşal bir gülümseme bırakıyor. Sondaki animasyon jenerik ile ise filmde emeği geçenlerin bir kısmını okutmuş oluyor.

6 Eylül 2010 Pazartesi

The Taking of Pelham 1 2 3 (2009)

Bir türlü izleyemediğim Deja Vu'nun yönetmeni Tony Scott'ın çektiği filmde kahraman rolündeki Denzel Washington'la beraber, suçlu rolünde son yıllarda pek fazla ses getiren filmde oynamamış John Travolta var.

Film bir metro treninin Ryder takma adlı filmimizin kötü adamı tarafından kaçırılması ve 1 saat içerisinde 10 milyon dolar gelmediği takdirde her geçen dakikada bir rehine öldüreceği üzerine kurulu. Bu olay tüm metro hatlarında ve NY şehrinde karışıklığa ve bu nedenle de piyasaların değer kaybetmesine sebep olur. Sonradan farkedilir ki piyasanın Ryder'a katkısı rehinelerin değeri 10 milyon çok daha fazla olacaktır. Bir de mesleğin insanın kişiliğini nasıl etkilediğini filmin başlarında Ryder'da görmek mümkün. Hikaye güzel, ancak, film saçmalıklarla dolu. Filmin başında karısını aldatıp şık takımlar giymekten başka işi yok gibi gösterilen, şehirden bihaber ve NY umrunda değil gibi davranan NY belediye başkanının birden zeki ve ilgili bir adama dönüşmesi filmin ilk belki de en göze batan kısmıydı. Başka bolca saçmalık da var tabii, bunlara takılmadan izlenince benim gibi keyifli vakit geçirmek mümkün, düşük beklentiyle bu tarz film arayana tavsiye edilir :) Ayrıca Travolta'yı alışılanın dışında bir rolde görmek ve Denzel'ın şişman aile babası hali ve etkileyici ses tonuyla izlemek de keyifli.

5 Eylül 2010 Pazar

Traitor (2008)

Dini duyguları kullanılarak cihat amacıyla dünyada terörist eylemler gerçekleştirilen "müslüman" bir örgütün, yapılanın yanlış olduğunu gören inançlı bir adam tarafından önce ihanete uğratılıp sonra yokedilmesini anlatan filmde Memento'nun yıldızı Guy Pearce ile Hotel Rwanda'nın yıldızı Don Cheadle başrolde. Bir de Desperate Housewives'ta Eddie ile evlenen ruh hastası Dave rolündeki Neal McDonough burada FBI ajanını canlandırıyor. Benzer konular sıkça işlendiğinden sıradan sayılabilecek konuya rağmen sonuna kadar sıkmadan izleten bir film.