29 Ağustos 2009 Cumartesi

Melinda and Melinda


Dün izlediğim Mozart and The Whale filminden Radha Mitchell'ın filmlerine bakarken bulduğum Woody Allen filmi olunca da hadi izleyelim hissi yaratan önceki filmleri gibi ilginç bulduğum ve farklı bir kurguda giden film...

"life can be a comedy or a tragedy, it all depends on how you look at it."

28 Ağustos 2009 Cuma

Son Ders

İyi olmayan şeyler olmasına rağmen(bazı oyunculuklar mesela Kaan Urgancıoğlu, o ağlarken biz gülüyorduk), çok beğendiğim ve bugün televizyonda görene kadar hiç haberim olmayan Ferhan Şensoy filmi ve tam adıyla "Son ders: Aşk ve üniversite".... Ben çok güldüm ama çok ağlayanlar da duydum :)
***spoiler***
Film Taşkışla'da geçiyor
Yaklaşık 2 yıl önce gittiğim Aşkımızın Son Durağı oyununda Ferhan Şensoy'u zayıf ve halsiz görüp üzüldüğümden olsa gerek filmde ölmesi içimi burktu...
"Şimdi kendi sorunlarinizla ugrasiyorsunuz, ileride calisirken baskalarinin sorunlariyla ugrasacaksiniz. insanlar kendi enerjileri ile cozemedikleri sorunlarini cozdurmek icin size para verecekler."
"Aşk, bir kişinin dünyanın geri kalanından daha önemli olmasıdır."
"Sadece yapamadıklarımızdan pişman oluruz."
***spoiler***


Son olarak Ferhan Şensoy sevenlerin beğeneceğini, en azından sıkılmadan izleyeceğini düşünüyorum.

Yaz biterken

Bu sene pek anlamadan geçti yaz, bir de ramazanın gelmesiyle hava soğudu sanki daha ağustos bitmeden... Nasıl geçti yaz diye düşünürken fazla yalnız kalmadığımız o nedenle çabuk geçtiğini farkettim. Haziran sonu dayımla beraber geldik, sonra dayım gitti kuzenimi de alıp geldi. Daha sonra havalar güzel gitti deniz-kum-güneş takıldım, ama o da sıktı bir süre sonra.Sonra da diğer kuzenim geldi eve neşe getirdi tekrardan. Uff yazlık yalnız hiç çekilmiyor, 4 kişiyken yalnızız birileri gelse diye yakınırken iki gündür kardeşimle tekiz bu daha fenaymış.... Neyse kuzenim burdayken teyzem süpriz yapıp geldi, sonra onlar gitti gene yalnız kalmışken dayım tekrar geldi. Sonra annem ve babam ankaraya gitti, sonra dayım gene gitti ve kardeşimle yalnızız....

Evle uğraşmak da zor işmiş gerçekten ki tek yaptığımız bahçeyle ilgilenmek ve yemek yapmak olduğu halde. Bamyaları toplarken dikenleri elime batıyor, böğürtlenlerin olmuşlarını ararken düşmemeye çalışıyorum, domates toplamak ve kuru dalları temizlemek çok eğlenceli, biberleri koparmayı pek sevmiyorum. Bahçe sulamaksa tam bir eziyet, babam gelse de kurtarsa :D Sadece sanal tarlayla uğraşmıyorum ben :) Ama ne bu tarla ya da ne de öbür tarla iş bulmamı sağlamıyor bana... :(

Mozart and The Whale (2005)

Daha önce bir kısmını izlediğim norveç filminden sonra aynı yönetmenin(Petter Nass) filmlerine baktığımda görmüştüm ve ancak izleyebildim. Romantik komedi ama pek klasik değil, otistiklerin çevresinde geçiyor. Belki bir açıdan klasik bir hikaye ama özellikle Radha Mitchell'in oyunculuğu(hah şeklinde hıçkırığı andıran gülmesi de harikaydı), müzikler ve filmin renkliliği filmi bir kaç kez izletir.

***spoiler***
Şişman otistik kadının 32 diş gülümseme haliyle "ben şu an çok mutsuzum donald!" demesi aklıma avrupa yakasında Hümeyra'nın yüzünü gerdirdiği bölümü getirdi.

Bir de başrol kadın oyuncunun kucağında tavşanı, sol elinde fırçası ve papağanı , sağ elinde ise kalemle nota yazarkenki hali var ki otizmliler ne muhteşemler dedirtiyor . Başrol erkek oyuncu ise sayılarda çok iyi, gerçi onun durumu asperger sendromuymuş...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Yes Man

The Mask'i izlediğimden beri Jim Carrey filmlerini yakaladıkça izlerim ki bugün de Liar Liar filmine rastlayıp tekrar izledim. Sonra da akşam ( gece ama bana akşam :D ) hazır televizyon bana kalmışken ne zamandır izlemek istediğim ama evdeki herkes izlediği için bir türlü izleyemediğim Yes Man'i izledim... Komedi ama öyle çok güldüren tarzda değil. Yes Man'in mantığı güzel ve eğlenceli vakit geçirtip kendini mutlu hissetmeni sağlayan filmlerden. Ne yazık ki filmde Jim Carrey'in iyice yaşlandığı göze çarpıyor, ama mimikler hareketler hala formunda, sadece çizgiler...
Bir de izlerken aklıma gelen ilah gözüyle baktıkları konuşmacının toplantı salonunda bulunanlara "yes" dedirtişi, avon kongresindeki kadınlara "evet, yapabilirim" dedirtmelerini getirdi aklıma ve eminim bu tarz pek çok organizasyon toplantısında(seminer diye de adlandırabiliriz eğitim! barındırıyor biraz :D) da bu tarz komik görüntüler yaşanıyordur, ama oraya bilgilenmeye gelenleri bulunanları acaip gaza getiriyor doğruya doğru :D

ve filmden bir söz:
"the world's a playground. you know that when you are a kid, but somewhere along the way everyone forgets it."