17 Ocak 2017 Salı

The BFG

Öksüz ve yetim kendini yalnız hisseden küçük Sophie ile arkadaş canlısı devin dostluğunu anlatıyor. Big Friendly Giant (BFG) devimiz onu gördüğü için Sophie'yi alıp kendi yaşadığı uzak diyarlara götürür ve hikayemiz başlar. Hem şehir hem de devlerin yaşadığı yerler ve kostümler oldukça başarılı.

Hikaye Roald Dahl'ın kitabından ve dolayısıyla gerçek üstü ögeleri barındırıyor. Yönetmen Steven Spielberg, yapımcı Disney. 8-9 yaş ve üzerine uygun bir film. Filmi çocuk filmi olduğunu bilerek izlemek gerek :)

Filme Roald Dahl'ın Matilda ile Çarli ve Çikolata Fabrikası kadar tekrar tekrar izlenesi olmasa da sadece 40 bin kişiden 6.5luk imdbden fazlasını hakediyor.

**Biraz spoiler'a girersek**
Devimiz yaşadığı uzak diyardaki sakin doğada göle dalarak ulaştığı yerde rüya toplayıp şişelemekte sonra bunları uyuyan çocuklara götürmekte. Sophie'nin rüyaları yakalama sahnesi sevimli..

Diğer kötü kalpli devlerle olan çekimler de başarılı.
**

26 Kasım 2013 Salı

Patlıcanlı Bulgur Pilavı

Pilav yapıyorum güzel de yapıyorum, ama kilo aldırması sebebiyle yemeyi minimuma indirip yapmayı çevreden yoğun istek olmadığı sürece bırakmıştım. İki yaşından beri yemeye bayıldığım ve ilk yaptığım yemek pirinç pilavı olmasına rağmen, hayatımın ilerleyen yıllarında tanıştığım ve sevdiğim bulgur pilavından şimdiye dek hiç yapmamıştım. Hazır evde malzeme(patlıcan) varken, bir bulgur pilavı yapayım dedim :). Oktay Usta'dan destekle fotoğrafını gördüğünüz pilavı yaptım.

Gereken malzemeler:

*1 adet patlıcan
* 3 adet çarliston biber
* 1 adet soğan
* 2 su bardağı bulgur
* Evde hep olduğunu tahmin ettiğim tereyağı, zeytinyağı, domates salçası, karabiber, pulbiber, nane, tuz, sıcak su

Patlıcanı minik minik doğrayıp tuzlu su olan kaba koyun. Biberleri ve soğanı da küçük doğrayın. Sudaki patlıcanları süzüp yıkayın(suyun renginin değişmesi lazım, yoksa biraz daha bekletin). Tavanın tabanını kaplayacak miktarda zeytinyağının üzerine soğanları koyun, soğanların rengi değişince patlıcan ve biberler ile 2 kaşık salçayı ekleyin karıştırın, salça sebzelerle karışınca tuz ve biber ekleyin, kendi haline pişmeye bırakın.

Tencereye 3 kaşık tereyağı koyun yıkanmış bulguru ekleyip biraz kavurup üstünü geçecek kadar sıcak su ekleyin. Suyun bulgurun üstünü geçen kısmı bitince tavada pişmiş olan karışımı bulgura katın. Bulgur pilavı tamamen suyunu çekince nane ekleyip karıştırın, tencerenin üzerine kağıt havlu serip, kapağını kapatıp 10 dakika beklettikten sonra yiyebilirsiniz. Afiyet olsun :)

7 Kasım 2013 Perşembe

!f İstanbul Film Festivali

Filmekimi 2013'te izlediğim filmleri yazayım da blog'a geri döneyim diye blogspot'a giriş yapmışken taslakta bekleyenler olduğunu farkettim :). Filmekimi demişken Kasım geldi de geçiyor tabi, ve bir yıldır blog için hiç yazı yazmamışım. Senin bir blog vardı değil mi soruları arada gelince yazmaya dönme fikri arada göz kırpıyor bana ;). Yazmaya başlarım belki umarım bakalım...

İşte Şubat'ta yazdığım izlediğim !f film festivali filmleri yazısı: (fotoğraf bulup eklemeye üşenip yayınlamamışım sanırım, üşengeçlik ya da yoğunluk fena tabi :) )

Uzun bir aradan sonra festivalle film sevgimi pekiştireyim dedim, ama dürüst olayım sinemalardan uzak kaldığım  bir yılda sinemada sabit oturup(bir de festivalde film arası yok) film izleyebilme yeteneğimi baya bir kaybettiğimi farkettim.





Love, Marilyn (2012): Festivaldeki ilk filmim, Marilyn Monroe'nun hayatı üzerine, onun kişisel mektup ve günlüklerine dayandırarak biraz Monroe'nun biraz da günümüz ünlülerinin dillendirdiği bir belgeseldi. Belgeseli izledikten sonra hiç Monroe filmi izlemediğimi en azından bir tane seçip izlemem gerektiğini düşündüm...











The sessions (2012): Çocuk felci geçirip boyundan aşağısı felç olan bir adamın 36 yaşında bekaretinden
kurtulmak istemesiyle pederle görüşüp izin alıp bir seks terapisti tutmasıyla gelişen olayların anlatıldığı komedi filmi. Anadolu yakasında(CKM'de) izlediğim tek film ve bunu festivaldeki favori filmim olarak seçebilirim. Shameless dizisindeki ayyaş, sorumsuz babanın William H. Macy'nin burada pederi oynaması bile başlı başına bir karamizah örneğiydi. Gerçek olaydan filmleştirilmiş.







Bernie (2011): İşi cenaze törenlerini güzelleştirmek olan halkın sevgilisi Bernie'nin dul kalan zengin kadına arkadaşlık etmeye başlamasıyla gelişen olayları komik bir dille anlatıyor. Yönetmen Richard Linklater ve başroldeki Jack Black oldukça başarılı. Kara mizah örneği olan filmin gerçek bir olaydan senaryolaştırıldığını da ekleyeyim ki gerçek hikaye meraklıları da izlesin (buradan anneme göz kırpıyorum.).



Laurence Anyways (2012): Transeksüel bir adamın kadın sevgilisiyle 10 yıl süren ilişkisini anlatan gökkuşağı fimi. Gözümü açık tutamayacak kadar yorgun olduğum için gözümü açık tuttuğum yerlerde filmin anlatımı çekimleri güzel geldi yorumunu yapabiliyorum ancak...

Seven Psychopaths (2012): Filmi beğendiğim halde uyanık durmakta zorlandım. Böylece haftaiçi sinemaya gitmemeye karar verdim.  Colin Farrell'ın başrolde oynadığı bir absürd komedi örneği..

4 Haziran 2013 Salı

Uludağ Kış Eğitim Faaliyeti

Tarih: 15-17 Mart 2013
Ekip: 18 Başlangıç
15 Mart Cuma

22:30 Beşiktaş'tan 22:00'de kalkan otobüse Kadıköy’den binip Bursa'ya doğru yola çıkıldı.

16 Mart Cumartesi

04:40 Uludağ milli parkı oteller bölgesine varıldı. Hava hafif kar yağışlı ve sert rüzgarlıydı.

05:40 Yürüyüşe uygun giyinilip hazırlandıktan sonra pistlerin olduğu bölgeden yürüyüşe başlandı. Yer yer tipi olduğu ve buz tutmuş kısımlar olduğu için yol kısa olmasına rağmen yorucu oldu. Şahsen ben kazma desteğiyle yürüdüm, hatta düşünce kaymasam da kazmayla durdum.

7:30 Az bir yol kaldığı halde nispeten rüzgar almayan bir yerde mola verip çay içip, kuruyemiş atıştırdık.

8:40 Kamp alanına  varıldı, çadır alanı seçilip, kar duvarı örülmeye başlandı. Tipi ve yağış durumu nedeniyle Aladağlar'a nazaran duvara daha çok önem verdik. Tuvalet için de yer belirleyip duvarla bölme yapıldı. Uludağ'da birden sis çökmesi ve bu nedenle kolayca kaybolma ihtimalimize karşı, herhangi bir nedenle habersiz ve yalnız olarak alan dışına çıkmamamız gerektiği öğütlendi. Zaten duvar yapmayı bitirirken biraz ötemizi bile göremiyorduk. Duvar yapımı bittikten sonra çadır kurulumu yapıldı.

10:30 Kurduğumuz çadırlarda biraz dinlenmek için saat 12'ye kadar mola verildi.

12:15 Kazma düşüş eğitimi için uygun yere gidip, önceden kış eğitimi almışlar ve almamışlar olarak iki gruba ayrılıp eğitime başlandı. Yaklaşık iki saatlik düşüş eğitiminden sonra da kazma yardımıyla buzul inişi ve çıkışı eğitimi alındı. Kramponsuz zor olsa da buzul çıkışını eğlenceli buldum.

15:15 Eğitim tamamlandıktan sonra kamp alanına varıldı. Ne kadarlık mola vereceğimiz söylenmediği için uyusak mı uyumasak mı çelişkilisiyle akşam 6'ya doğru tulumları çıkarıp uyumaya karar verdik. Akşam 8'e  doğru ise yarım saat içinde hazır olmamız söylendi.

20:30  İki gruba ayrılıp iki tane iglo yaptık. 12'de çadırlara geçildi.

17 Mart Pazar

00:20 Önceki molada akşam yemeği için getirdiklerimizi yemediğimiz için yemek yapıp yiyip, sabah için de su ısıtıp çayımızı içip yattık. Uludağ çok soğuk olur korkularımıza rağmen belki yemeğin de etkisiyle gece pek üşümedik.

08:00 Sıraya geçildi ve Keşiştepe Çanağı'nı görmek üzere o bölgeye doğru yüründü, ama yoğun sis nedeniyle pek bir şey göremedik.

11:15 Kamp alanına varıldı, burada 15 dakika mola verildi.

11:30 Sefa bize kar emniyet malzemelerinin kullanımını anlattı. Denemek isteyenler kendisi denedi.

12:15 Kamp alanına varıp, toplanma ve oteller bölgesine doğru 14:30 gibi yürüyüşe çıkış. Ayrıca tüm etkinlik boyunca genelde sürekli 20 dk civarı geciktiğimiz için ceza olarak üzerimizde kazma düşüş eğitiminde olduğu gibi poşet giyerek oteller bölgesine doğru yürüyüşe geçtik.

15:40 Otobüse varıp, üstteki poşetlerden kurtulup :) yola çıkıldı. Yol üzerinde Köfteci Yusuf'ta karnımızı doyurup İstanbul'a doğru yola devam  edildi.

15 Mart 2013 Cuma

Niğde-Aladağlar YTÜDAK Kış Eğitim Faaliyeti

Tarih: 29 Ocak- 2 Şubat 2013
Ekip: 24 Başlangıç, 18 Gelişim+Üye+Eğitmen

29 Ocak Salı:

22:05 Harem'den kulübün diğer üyeleriyle birlikte toplam 42 kişi bir otobüs yola çıkıldı.

00:25 ve 04:20 İki adet 20şer dakikalık mola verdik. İlk mola yerinde yedek eldiven sahibi olmanın önemli olduğunu farkedip satıcı çocukla kendimize uygun eldiven ararken, size dağda lazım olur diye satmaya çalıştığı değişik eşyaların işimize yaramadığını anlatırken biraz eğlendik.

30 Ocak Çarşamba:

07:30 Niğde otogarının yanındaki benzin istasyonunda verilen, traktöre binmeden önceki son molada giysiler değiştirildi ve aynı otobüsle Çukurbağ' doğru devam edildi.
09:35 Çukurbağ'da iki traktöre binip Sarımehmetler'e doğru yola koyulduk ve traktörün gidebildiği yere kadar yol aldık.
10:35-11:25 Sarımehmetler'de traktörden inip yürüyüş için hazırlandık. İçlikle hafif üşümeyi kabullenmeyen ben gene yürümeye polarla başladım. Çoğunluk hafif üşüyecek şekilde giyindi, batonları olan batonları hazırladı ve yürüyüşe başladık.
12:10 Mola verip çay içip kuruyemiş yedik.
14:55 Yolculuğun son kısımları epey zorlu olsa da sonunda Kocadölek'te kamp atacağımız alana vardık, kısa bir süre dinlendikten sonra hava kararmadan çadırları kurmak için hazırlığ başladık. Kürek ve kazmalar paylaşıldı. Başlangıç olarak toplu halde çadırları kuracağımız yere ve düzene karar verip, çadır grupları kendi çadırları için zemini kürek yardımıyla çukur kazdı ya da düzleştirdi. (Biz düzleştirdik, ama bu noktada köşelerde sert zemine inmek önemli, çünkü genelde çadırın orta kısmında oturulduğundan çadırın zemini bir gecenin sonunda köşede kalanlar havada kalıp, pek de konforlu bir halde kalmıyor. Zemini kazanlarınki daha iyi durumdaydı etkinlik sonunda)
16:45-17:30 Grid düzende kurduğumuz çadırlarda molamızı verdik.
17:30-19:00 Ekiplere ayrılıp katmanlı kar tabakalarını kullanarak çadır alanını rüzgardan koruyacak kar duvarını yaptık. Çadırlara çekildik. İlk akşam yemeğimizi salçalı bulgur pilavıydı, aslında sucuklu da yapabilirdik ama ya yetmezse korkusu bizi ilk gün sucuk tüketmekten alıkoydu, ama sonra ne oldu, bitiremediğimiz az miktardaki diğer yiyeceklerle beraber sucuğu da verdik :).
21:30 Yemekten sonra sıcak çikolatamızı içip gece yürüyüşüne uyandırılırız diye düşünerek erkenden uyuduk.

31 Ocak Perşembe:

06:30-8:00 Alarmımız çaldı ama uyku tulumundan tamamen çıkmamız yarım saati buldu. Gece bir kısmımız çok sıcaklarken(hatta ısıtıcı ile ayağını yakarken) benim ayaklarım bileklerime kadar buz gibiydi. Sanırım üşüdüğümüzden dolayı çok oyalandık ve kahvaltıyı bile yetiştiremedik. Kendimizi kazma düşüşü için poşetledik ve saat 8 gibi sıraya geçtik.
09:00-14:00 4 farklı şekilde(yüzükoyun ve sırtüstü başaşağı ve başyukarı olarak) ve kazma sağ ve sol elde toplam 8 değişik şekilde kazma düşüş eğitimi alındı. O gün pek bir şey yemediğimizden ve kazma düşüşünde yorgunlukla kazmayı bir yerime saplamamak için özellikle sonlara doğru benim için bol dinlenmeli oldu.
14:00-15:00: Bir sonraki gün için karı düzlemeye çalıştık ve kamp alanına doğru yola koyulduk.
15:15-16:30 Serbest bırakıldığımız bu saatlerde günün ilk öğünü kahvaltıyı ancak yapabildik.
16:45-18:00 Eğitmenimiz Sinan tarafından kar babası, T profil(dik ve yatay), deadman ve kazma gibi kar emniyet malzemelerinin kullanımı uygulamalı olarak öğretildi.
18:15-19:00 Kar mağarası için toplu halde kar yığıldı, yığılan karı kullanmasak da ısınmamız için iyi bir çalışma oldu. Sonra çadırlara geçildi. Akşam yemeğimiz salçalı yoğutlu mantıydı, üzerine de salep içtik. Çadır üyelerimizden birinin ayağı bir önceki gece ısıtıcı toz yüzünden yanıp su toplamıştı. Eğitmen Sinan'ın getirdiği steril iğne yardımıyla ufak bir operasyonla su toplayan kısım boşaltıldı. Bir de önceki gece ayaklarımızın donduğunu söyleyince klüp başkanımız Coşkun bize uyku tulumunun ayak kısmını tulum kılıfını geçirin tavsiyesi verdi, böylece ayaklarımız daha az üşüdü.
2:00 Gece yürüyüşü için uyanın düdüğü çaldı.
2:30-3:40 Keşke bir önceki gece de uyandırılıp yürüseydik dedirten ayaklarımın tekrar ısınmasını sağlayan fazla da uzun sürmeyen bir yürüyüş oldu. Yürürken artık şehir hayatıyla tamamen koptuğumu sadece dağda kar eritip, sıvı alıp, karnımı doyurup, üşümemeyi düşünmeye başladığımı farkettim.


1 Şubat Cuma

6:30-8:00 Uyanma-kaşarlı sucuklu katmerli fıstık ezmeli harika bir kahvaltı yaptık, kazma düşüş sınavına çadırcak hazırdık.
8:30-12:00 Bu sefer iyi beslendiğimden enerjik şekilde bir kazma düşüş tekrarına katıldım ve peşine de dalgınlık, dikkatsizlik, kazmayı kontrol edememe vs yaşamadan sorunsuz şekilde sınavı geçtim.Özellikle sınav kısmında güneş altında beklediğimizden iyi ki güneş koruyucusunu sürüp gitmişim dedim. Bembeyaz alanda öğle sıcağında güneş ne kadar içimizi ısıtsa da oldukça yakıcıydı.
12:15-13:45 Sınavı geçmiş güneşi görmüş mutlu başlangıçlar olarak çadır dışında yemek yiyip, çay içtik, fotoğraf çektik.
14:00-16:15 Kar emniyet malzemelerinin kullanımı için dörtlü gruplar halinde sınav olduk. Karbabamız acayip güvenli oldu :)
16:40-17:00 Kısa bir süre dinlendikten sonra  kar babası yapmak için başka bir alana yürümeye başladık.
17:15-19:20 Bora'nın nasıl yapılacağını anlatmasından sonra, 8'er kişilik üç grup halinde kar mağaralarını yapmaya başladık. Bizim grubun yanında Coşkun olduğundan doğru başladık, yanımızdaki grup giriş kısmını yanlış anlamıştı o yüzden biraz vakit kaybettiler. Üşümemek için içeri giren kişinin 2 dk sonra çıkmasına karar verdik, o düzenle çalıştık. Sonuçta iki saatlik çaba sonunda içinde 4-5 kişi kalabilecek hale getirdik.
19:30-22:00 Sucuklu bulgurumuzu yaptık, şarkı söyleyip ısınmaya çalıştık ama daha saat 9 olmadan biz titriyorduk ve uyuyanlar olduğundan erken sessizlik ricası oldu. O yüzden en az +4 derece sıcaklığı olan karmağarasında kalmaya karar verip, çantalarımızda uyku tulumlarımız,matlarımız ve termosumuzda çayımızla 10 civarı Ali ile birlikte kar mağaralarının olduğu yere gittik. 
22:00-3:15 Kendi kazdığımız mağarada kalmamız için içerideki karı çıkarmak gerektiği ve bunun için de kürek gerektiği için kamp alanına geri dönmeye üşendik. Ali kontrol etti ve diğer mağaralardan birinin kalınabilecek düzeyde olmasını söyleyince onda kalırız dedik. Ancak mağarayı görünce içerde oturup çay içip geyik yapıp fotoğraf çekme hayallerimiz suya düştü çünkü sadece sürünerek girebileceğimiz bir alan vardı ve tavan çok alçaktı. Neyse sonunda ikili ikili yatacak şekilde içeri yerleştik, Ali ayakkabılarımızı ve çantaları kapıya yerleştirip gitti. İlk 20 dakikadan sonra 4 kişiden biri, dayanamıyorum diyerek mağaradan çıkıp çadıra gitti. Biz, içeride kalanlar matta kayıp buza değmeden uyumaya çabalayıp, alarm çalma saatine kadar zaman zaman dakikaları saydığımız, ara ara kabuslu, çok da sıcak olmayan bir gece geçirdik. Ama gene de kar mağarası güzel diyebilirim, sadece kalmaya giderken daha konforlu hale getirmek için küreği yanında bulundurmak gerekli dersimi aldım.


2 Şubat Cumartesi

4:00 Zirve simülasyonu için her çadır grubu bir çanta, bir uyku tulumu, bir mat ve ocağıyla sıra olması gerekiyordu. Bizim çadırın dördüncü üyesinin ayağı iyi olmadığından çadırda kaldı, üşürse çay içsin diye ocağı da ona bıraktık, sadece gece mağarada içmeyi umduğumuz ılınmış çaydan biraz içip, mağara maceramızda ıslanmış çorapları değiştirip, biraz gecikmeli olarak sıraya geçtik.
4:20 Yürüyüşe başladık, ancak sıcak sıvımız ve ocağımız olmadığı için ileride ne yapacağız bilmiyorduk. Sırayla öne geçip iz açarak yürüyüşe başladık. Üşüyenlere iz  açma ve çanta taşıma çözümleri nispeten etkili oldu. Yolda midesi bulananlara da gelişimden yiyecek takviyesi yapıldı.
5:30 Bizim gibi sıcak sıvısı olmayanlara diğer arkadaşlar içeceklerinden verdi ve herkesin sıvı almış olması sağlandı. O molada bir şeyler içmeseydim susuzluktan 10 dakika sonra yürüyemeyecek hale gelirdim tahminen. Biz de yanımızdaki kuruyemişten dağıttık.
6:50 Yukarıda uzun bir mola verdik. 15-20 dakika önce varsak gündoğumunu yukardan izleyecektik ama biraz kaçırdık, ona üzüldüm ama sonunda mola vermemize de sevindim. Yüksekte olduğumuz için fazla rüzgar almayan güvenli bir kaya dibi seçilip oraya yerleştik. Karlar eritilip sıcak su yapıldı bir şeyler atıştırıp değişik bitki çaylarıyla ısındık, keyfimiz nispeten yerine geldi. Burda Sinan zirve için devam etmek isteyen olup olmadığını sordu, bir kaç kişi istediğini belirtti, ancak zirve yapmak için yaklaşık 5 saat daha yol olduğunu görünce hevesler kursakta kaldı. Sonra dönüş yoluna geçildi, bu sefer yokuş  aşağı iz  açmayı öğrendik.
8:45-10:45 Kamp alanına varış ve sıra halinde olup kısa bir değerlendirme sonrası kahvaltı yapıp, tamamen toparlanmak için 1 saat 45 dakika zamanımız olduğunun söylenmesiyle hızla su ısıtma işlemine geçiş.
10:45-12:15 Sonradan verilen ek 45 dakika sürede de hazırlanamayınca, 11:30 gibi kamp yüküyle birlikte artan yiyeceklerin gömüleceği yukarıdaki mağaraya kadar çıkıp inme
12:30-14:15 Dönüş yürüyüşü
14:30- 16:45 Traktörle Çukurbağ'a varma, iki midibüsle terminale yolculuk. 
16:45-17:30 Terminalde dağ kıyafetlerimizden kurtulup, çantaları emanetli odaya yerleştirme ve dönüş biletlerinin ayarlanması. 
17:30-21:00 Niğde merkezde kırk küsür kişiyi yedirebilecek restoran ararken şehir merkezinde yürüyüş ve bulduğumuz kebapçıda, önce otobüsü erken olanların, sonra diğerlerimizin karnımızı doyurma mutluluğu, sonra normalde akşam 6'da kapanan mekandan 9'da ayrılış ve otogara yola çıkış.
21:30 Otogardan İstanbul'a dönüş yolculuğunu başlar.