John Hurt sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
John Hurt sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

22 Kasım 2011 Salı

Melancholia (2011)


Danimarkalı yönetmen Lars von Trier'ın yazıp yönettiği film, iki parça halinde...

Filmin tamamı 18 delikli golf sahası, uçsuz bucaksız bahçesi, hatta nehri olan bir arazideki kocaman bir evde geçiyor ve iki kız kardeşin "sen mutluysan ben de mutluyum" cümlesi altında birbirine bağlılığını anlatıyor.

Başında "The Tree of Life"ın neredeyse tamamında hakim olan belgeselimsi bir kısım olunca kısa süreliğine korkutan, ama ruh hali melankoliye uygun olunca ve o kısımdaki müzikle görüntüler harika uyunca, daha başından kendini sevdiren bir film.

Parçanın ilki küçük kızkardeş Justine(Kirsten Dunst)'in kendi düğün yemeğindeki melankolikliği, ikincisi ise ablası Claire(Charlotte Gainsbourg)'in Melankoli adlı gezegenin dünyaya çarpma ihtimaliyle yaşadığı melankoliyi gösteriyor.

Ayrıca filmdeki görüntüler de çok güzel, projeksiyonu olan ve almayı düşünen arkadaşlarımın daha da keyifle izleyeceği garanti :)

Filmde Dunst dışında tanıdık yüzlerden biri Claire'i oynayan Gainsbourg, oynadığı ve benim daha önce izlediğim filmler için işte link, Kızların babası rolündeki John Hurt için ise link burda.

30 Ağustos 2009 Pazar

Captain Corelli's Mandolin

Geçen yıl romanını okuduğum hikayenin 2001'de çekilmiş filmini nihayet izleyebildim. Roman çok güzel, filmde romana bağlı kalınmış ama tabii ki o kadar ayrıntıyı ve duyguyu filme koymayı başaramamışlar. Ayrıca neden harika kitapların filmini o kitabın yazıldığı millet çekmez anlamam. Filmi amerikalılar çekince de doğal olarak senaryoda ne amerikalı ne de ingiliz olmasına rağmen filmin çoğu ingilizce geçiyor ve kitabın bir kısmı daha böylece filme yansımıyor. Ayrıca filmi kötü yapan bir diğer unsur da başrol oyuncuları, 3ü de ( nicholas cage (yüzbaşı corelli), penelope cruz (pelagia), christian bale (mandras) ) sevdiğim oyuncular olmasına rağmen birarada pek uyumlu olmamışlar. Ancak yanlış anlaşılmasın ben filmi beğendim, bana romanı tekrar anımsattı, benden epey önce izleyen aile üyelerim beğenmemiş sanırım bu nedenler beğenmeme sebepleri olabilir. Tek tek baktığımda; Nicholas Cage'in italyan aksanlı ingilizcesi, Penelope Cruz'un baştan sona harika oyunculuğu ve Christian Bale'nin son döndüğündeki halini beğendim ben...


Doktor rolündeki John Hurt da The Oxford Murders'daki hocaymış, gene tanımadım adamı :D






3 Nisan 2009 Cuma

The Oxford Murders

Arjantinli Guillermo Martínez tarafından yazılmış aynı isimli romandan çekilmiş 2008 yapımı bir film, ancak ülkemizde ancak mart sonu vizyona girmiş. Film başlarken tanıdık bir ses hikayeyi anlatıyor John Hurt. Filmde Oxford Üniversitesi'nin meşhur profesörü Arthur Seldom rolünde, ama itiraf edeyim bana yüzü pek tanıdık gelmedi izlerken. Martin(Elijah Wood) de tez danışmanı olarak Arthur Seldom'la çalışmak istediğinden Oxford'a gelen öğrenci rolünde.
John Hurt, en popüler olarak Harry Potter serisinin Mr. Ollivander'ı, benim nedense herkes gibi bayılmadığım V for Vendetta'da oynamış, beğendiğim bir film olan Perfume'da seslendirme yapmış. En ilginci de izlemek istediğim filmlerde oynuyor olması: Romanını çok beğendiğim ama hala filmi izleyemediğim Corelli's Mandolin'de doktor rolünde ve New York, I Love You'da da garson rolündeymiş (ufak da olsa rol roldür :) ). Bu filmde ise izlerken niye bizim böyle derslerimiz yok dedirten bir dersle başlıyor, gerçi anlattıkları felsefe-matematik üzerine. Bizim haberleşme derslerinde teorik vızır vızırların bu şekilde eğlenceli hale gelmesi zor tabi.
Neyse spoiler vermeden anlatacak olursam, filmdeki cinayetleri matematiksel semboller yardımıyla önlemeye-çözmeye çalışıyorlar. Bu tarz filmleri sevenlerin beğeneceği bir film olmuş. Cinayetleri kimin işlediği ile ilgili bizi sürekli yanıltarak giderken sonunu da felsefik yapmışlar, iyiki bunun saati uymuş da buna girmişiz dedim. Ayrıca bir önceki izlediğim film Cambridge'teydi bu da en büyük rakip olan Oxford'da geçiyor ve Oxford Üniversitesi çok güzel diyerek yazımı bitireyim.